26 Ekim 2014 Pazar

5. cüz

004.24-25) Yasak ve serbest olan evlilik, mehir.

004.26-28) Allah size beyan etmek, sizden öncekilerin adetine(sünen) hidayet etmek ve size yönelmek istiyor. Allah Alim ve Hakim'dir. Şehvetlerine tabi olanlar sizin azametli bir meyledişinizi istiyor. Allah sizden hafifletmek istiyor ve insan zayıf yaratılmıştır.

004.29-30) Ey iman edenler, mallarınızı aranızda batıl olarak yemeyin. Razı olarak yaptığınız ticaret müstesna ve kendinizi öldürmeyin. Allah size karşı merhametlidir. Bunu kim düşmanca ve zalimce yaparsa, ilerde onu ateşe yaslayacağız. Bu Allah'a kolaydır.

004.31) Size yasaklanan şeylerin büyüklerinden kaçınırsanız, kötülüklerinizi örteriz ve sizi kerim bir giriş yerine sokarız.

004.32) Onunla Allah'ın bazınızı bazınıza tercih ettiği(faddala) şeyi temenni etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir nasip vardır ve kadınlar için kazandıklarından bir nasip vardır. Allah'ın fazlından isteyin. Muhakkak ki Allah her şeyi biliyor.

004.33) İnsanlar arasındaki velayet.

004.34-35) Kadın-erkek arasındaki ilişkiler.

004.36-38) Allah'a kulluk edin ve O'na hiçbir şeyi şirk koşmayın. İyilik yapılacak kimseler. Allah, kendini beğenmiş kibirlileri sevmez. Kendileri cimridirler ve insanlara da cimriliği emrederler. Allah'ın fazlından verdiklerini saklarlar. Kafirlere alçaltıcı azap hazırladık. Mallarını insanlara gösteriş için infak ederler ve Allah'a ve ahiret gününe iman etmezler. Şeytan kime arkadaş olursa, o ne kötü bir arkadaştır.

004.39) Allah'a ve ahiret gününe iman etseler ve rızıklandırdığımız şeylerden infak etselerdi ne olurdu onlara? Allah onları bilir.

004.40) Allah zerre kadar zulmetmez ve eğer bir hasene olursa, onu katlar ve katından azametli ecir verir.

004.41) Kıyamette şahitlik/şehitlik.

004.42) Rasule isyan eden kafirler o gün isterler ki yerle bir olsunlar. Sözü Allah'tan gizleyemezler.

004.43) Ey iman edenler. Sarhoşken ne dediğinizi bilene kadar, cünüpken de gusledene kadar -yolculuk hali hariç- namaza yaklaşmayın. Hasta veya seferde olursanız yahut biriniz tuvaletten(ğâit) geldiyse yahut kadınlara dokunup da su bulamazsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin.. Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affedici ve bağışlayıcıdır.

004.44) Kendilerine kitaptan nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Dalaleti satın alıyorlar ve sizin de yolu sapıtmanızı istiyorlar.

004.45) Allah düşmanlarınızı çok iyi biliyor. Veli olarak da yardımcı olarak da Allah yeter.

004.46) Yahudi zihniyetinin kelime oyunu ile yaptığı anlam tahrifatı. Doğrusunu söyleselerdi kendileri için daha hayırlı ve daha akvam(doğru/dürüst/güvenilir) olurdu. Fakat Allah küfürleri yüzünden onları lanetledi. Azı hariç iman etmezler.

004.47) Ey kendilerine kitap verilenler. yüzleri silip arkalara çevirmeden önce ve onları cumartesi halkı gibi lanetlemeden önce, yanınızdakini tasdik edici olarak indirdiğimize iman edin. Allah'ın emri yerine gelir.

004.48) Muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Onun dışındakileri dileyen kimse için bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, azametli bir günah iftira etmiş olur.

004.49-50) Kendilerini temize çıkaranları görmüyor musun? Aksine, dileyeni Allah temize çıkarır ve kıl kadar da zulmetmez. Bak nasıl da Allah'a yalan iftira ediyorlar. Bu açık bir günah olarak yeter.

004.51-52) Kendilerine kitaptan nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Cibt ve tağuta iman ediyorlar ve kafirler hakkında diyorlar ki: "Bunlar müminlere göre daha doğru yoldalar." Onlar Allah'ın lanetledikleridir. Allah kime lanet ederse, ona bir yardımcı bulamazsın.

004.53-55) Yoksa mülkten bir nasiplerin mi var? Öyle olsa insanlara bir çekirdek bile vermezler. Allah'ın fazlından insanlara verdiklerine hased mi ediyorlar yoksa. Muhakkak ki İbrahim ailesine kitap, hikmet ve azametli bir mülk verdik. Bu sebepten, kimi ona iman etti, kimi yüz çevirdi. Cehennem yeter onlara.

004.56) Ayetlerimizi göz ardı edenleri/gizleyenleri ilerde ateşe yaslayacağız. derileri her yanışında başkası ile değiştireceğiz ki azabı tatsınlar. Allah Aziz ve Hakîm'dir.

004.57) İman edip salih amel işleyenleri de ebedi kalmak üzere, altlarından nehirler akan cennetlere  sokacağız. Onlara orda temiz eşler vardır. Gölgeliklere koyacağız onları.

004.58) Muhakkak ki Allah şunları emrediyor: Emaneti ehline verin. İnsanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmedin. Allah ne güzel öğüt veriyor. Allah işiten ve görendir.

004.59) Ey iman edenler. Allah'a, rasule ve sizden olan ulul emre(emir sahibi) itaat edin. Bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve rasulune arz edin. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu hayırlı ve tevil(işin aslına ulaşma) olarak daha güzeldir.

004.60-70) Sana inene ve senden önce indirilene iman ettiğini iddia edenleri görmez misin? Tagutu küfürle emrolundukları halde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan onların uzak sapıklıkta kalmalarını istiyor. Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve rasule gelin." denildiğinde münafıkların kaçtıkça kaçtıklarını görürsün. Elleriyle işledikleri yüzünden başlarına musibet gelince nasıl olurlar? Sonra sana gelip, "Muhakkak, iyilikten ve ara bulmaktan başka bir şey istemedik." diye Allah adına yemin ederler. Allah onların kalplerinde ne var biliyor. Onlara aldırma ve öğüt ver. İçlerine tesir edecek söz söyle.
Biz ancak Allah'ın izniyle itaat edilsinler diye rasuller gönderdik. Kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan mağfiret dileselerdi, rasul de onlar için istiğfar etseydi, muhakkak ki Allah'ı yönelen ve merhametli bulurlardı. Hayır, rabbine andolsun, aralarındaki karmaşalarda seni hakem yapıp da verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir darlık olmayıp, tam teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.Eğer onlara; "Kendi kendinizi öldürün." veya "Yurtlarınızdan çıkın." diye yazsaydık, azı hariç yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri yerine getirselerdi, onlar için hayırlı olurdu ve sabit kalışları şiddetlenirdi. O zaman onlara katımızdan azametli bir ecir verirdik. Onları sıratı mustakime hidayet ederdik.
Kim Allah'a ve rasule itaat ederse, işte onlar, kendilerine nimet verilen nebilerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle birlikte olur. Bunlar ne güzel arkadaştır. İşte bu Allah'tan bir lütuftur. Bilen olarak Allah yeter.

004.71-74) Ey iman edenler. Hazırlıklarınızı alın ve bölük bölük veya topluca çıkın. İçinizden ağırdan alanlar vardır. Size bir şey isabet ederse; "Allah bana nimet verdi de onlarla birlikte şehit olmadım." Eğer size bir Allah'tan bir lütuf isabet ederse, kendileri ile sizin aranızda bir sevgi olmamış gibi derler ki; "Keşke ben de onlarla olsaydım da azametli başarıya ulaşsaydım." Ahiret karşılığında dünyayı verenler Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, ilerde ona azametli bir karşılık vereceğiz.

004.75) Size ne oluyor da Allah yolunda; "Rabbimiz, halkı zalim olan bu yerden bizi çıkar. Katından bize bir veli ve yardımcı gönder." diyen zayıf düşmüş erkekler, kadınlar, ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?

004.76) İman edenler Allah yolunda savaşırlar. Kafirler ise tağut yolunda savaşırlar. Şeytanın velileri ile savaşın. Muhakkak ki şeytanın tuzağı zayıftır.

004.77) Kendilerine; "Ellerinizi savaştan çekin. Namazı kılın, zekatı verin." denilmiş olanları görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca onlardan bir kısmı Allah'tan korkar gibi, hatta daha şiddetlice insanlardan korkarlar. Derler ki; "Rabbimiz, niçin bize savaşı yazdın? Yakın bir süreye kadar erteleseydin ne olurdu?" De ki: "Dünya metası azdır. Korunanlar için ahiret hayırlıdır. Kıl kadar zulüm edilmez."

004.78-79) İsterseniz yüksek burçlarda olun, nerde olursanız olun ölüm size yetişir. Onlara bir iyilik isabet ederse diyorlar ki bu Allah'tan. Kötülük isabet edince diyorlar ki bu senden. De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu kavme ne oluyor da söz anlamaya yanaşmıyorlar? Sana iyilikten ne isabet ederse Allah'tandır. Kötülükten ne isabet ederse de kendindendir. Seni insanlar için rasul olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.

004.80-81) Kim rasule itaat ederse, Allah'a itaat etmiştir ve de kim yüz çevirirse, seni onlara muhafız olarak göndermedik. İtaat ettik diyorlar, onlardan bir grup yanından çıkınca dediklerinin tersini tasarlıyorlar. Allah onların tasarladıklarını yazıyor. Sen onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

004.82) Kuran'ı tedebbür etmezler mi? Eğer o Allah'tan başkasından olsaydı, muhakkak ki içinde birçok ihtilaf bulurlardı.

004.83) Güven veya korku ile alakalı bir emir(iş veya emir) geldiğinde onu etrafa yayıyorlar. Eğer onu rasule veya içlerinden ulul emre arz etselerdi -ki onlar batınına talip olurlar- muhakkak ki onu bilirlerdi. Eğer Allah'ın sizin üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç şeytana tabi olmuştunuz.

004.84) Bundan dolayı Allah yolunda savaş. Kendinden başkası ile yükümlü değilsin. Müminleri teşvik et. Umulur ki Allah kafirlerin verdiği sıkıntıyı def etsin. Allah daha şiddetli sıkıntı verir ve azabı daha şiddetlidir.

004.85) Kim güzel bir şefaat işlerse ona ondan bir nasip olur. Kim kötü bir şefaat işlerse ona da ondan bir hisse olur. Allah her şeye gücü yetendir.

004.86) Bir tahiyye(çoğulu tahiyyat) aldığınız zaman daha güzeli ile karşılık verin. Muhakkak ki Allah her şeyin hesabını tutandır.

Not: Bu ayetteki emir "Selam verin." olarak çevriliyor ama ayetin metninde selam geçmez. Tahiyye kelimesi hayy(canlı, yaşayan) kelimesinden türemiştir.

004.87-88) Allah kendisinden başka ilah olmayandır. Kendisinde şüphe olmayan bir günde sizi toplayacaktır. Söz olarak Allah'tan daha doğru kimdir? Öyleyse size ne oluyor da Allah münafıkları terse döndürmüşken iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah'ın sapıklıkta terk ettiğine hidayet etmek mi istiyorsunuz? Kim Allah tarafından sapıklıkta terk edilirse, ona hiç bir yol bulamazsın.

Not: Allah'tan fazla merhametli olmaya çalışmanın alemi yok.

004.89-91) Arzu ederler ki siz de onlar gibi kafir olup eşit olasınız. Allah yolunda hicret edene kadar onları veli edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları alıkoyun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan veli ve yardımcı edinmeyin. Ancak sizinle aranızda misak olan bir kavme bitişmeleri/bağlanmaları veya sizinle ve kendi kavimleriyle savaşmaya gönüllerini kapatmaları müstesna. Allah dileseydi onları size musallat ederdi ve muhakkak sizi öldürürlerdi. Sizi bırakıp öldürmezler ve barış teklif ederlerse, onlara karşı bir yol vermez size Allah. Diğerlerini de hem sizden, hem de kavimlerinden güvende olmak ister bulursunuz. Fitneye sevkedildikçe döner içine atılırlar. Sizi bırakmazlar ve barışa yanaşıp ellerini sizden çekmezlerse, onları alıkoyun ve durdurduğunuz yerde öldürün. Bunlar üzerinde size apaçık bir sultan verdik.

004.92-93) Hatâen veya kasten mümin öldürülmesi ve cezası.

004.94) Ey iman edenler. Allah yoluna çıktığınızda açıklanmasını bekleyin. Size selam ulaştırana, dünya hayatının arzını isteyerek "Mümin değilsin." demeyin. Allah yanında ganimetler çoktur. Önceden siz de öyleydiniz ve Allah sizi minnettar kıldı. Açıklanmasını bekleyin. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

004.95-96) Müminlerden, zarar/özür sahibi olmaksızın oturanlar ile Allah yolunda malları ve canları ile cihad edenler eşit değildir. Allah malları ve canlarıyla cihad edenleri, oturanlar üzerine derecelerle tercih etmiştir. Hepsine Allah iyiliği(hüsnâ) vaad etmiştir ve azametli ecir olarak mücahidleri oturanlara tercih etmiştir. Kendisinden dereceler, mağfiret ve rahmet ile. Allah bağışlayıcı ve merhamet edicidir.

004.97-100) Melekler, kendi kendilerine zulmedenleri vefat ettirirken dediler ki: "Ne üzereydiniz?" Dediler ki: "Biz yeryüzünde ezilenler(mustazaf) idik." "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya orda." Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü gidiş yeri. Erkeklerin, kadınların ve çocukların çareye güç yetiremeyen ve yolunu bulamayan mustazafları hariç. Allah'ın onları affetmesi umulur. Allah affedici ve bağışlayıcıdır. Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek yer de bulur, genişlik de. Kim evinden Allah'a ve rasulüne muhacir olarak çıkar da sonra ona ölüm yetişirse, onun ecri Allah'a düşer. Allah bağışlayıcı ve merhametlidir.

Not: Kuran'ın birçok yerinde vurgulanan hicret gerçeği, "Fetihten sonra hicret yoktur." rivayetine kurban edilmektedir. Uydurma olup olmadığı belli olmayan, Muhammed as. tarafından yazımı yasaklanan ve Allah tarafından da koruma altında olmayan hadis rivayetlerini, Kuran ayetlerinin önüne geçirme mantığının tezahürüdür bu durum. Hicret, dünyevileşmenin panzehiridir. Ahireti sürekli hatırda tutmanın ilacıdır.

004.101-104) Namazın mahiyeti. Namazı kısaltmak. Savaş anında peygamberin cemaatle namaz kıldırışı. Namazı kaza ettiğinizde Allah'ı ayakta, otururken ve yanlarınız üzerindeyken zikredin. İtminan olduğunuzda namazı kılın. Muhakkak ki namaz müminler üzerine vakitli olarak yazılmıştır. Gevşek olmayın. Siz acı çekiyorsanız onlar da acı çekiyorlar. Ve siz Allah'tan onların ummadıklarını umuyorsunuz. Allah Alîm ve Hakîm'dir.

Not: Salat/Namaz kelimesinin ve namazın kazası bidatinin tahlili "Başlarken" bölümünde yer almaktadır.

004.105-107) Biz sana kitabı insanlar arasında Allah'ın sana gösterdikleri ile hüküm vermen için hak ile indirdik. Hainlerin savunucusu olma. Allah'a istiğfar et. Allah bağışlayıcı ve merhamet edicidir. Kendilerine ihanet edenler hakkında mücadele etme. Kim hain ve günahkar ise Allah onu sevmez.

004.108-109) İnsanlardan gizlerler, Allah'tan gizleyemezler. Razı olmayacağı sözleri tasarlarlarken Allah onlarla beraberdir. Allah yaptıklarını kuşatmıştır. Hadi dünya hayatında onlar hakkında mücadele ettiniz. Peki kıyamet gününde kim onlar hakkında Allah ile mücadele edecek? Yahut onlara kim vekil olacak?

004.110-112) Kim bir kötülük yapar veya kendine zulmeder de sonra Allah'a istiğfar ederse, Allah'ı bağışlayıcı ve merhametli bulur. Kim bir günah kazanırsa, yalnızca kendi üzerine kazanır onu. Allah bilen ve hakimiyet sahibidir. Kim bir hata veya günah kazanır, sonra onu beri olan birine atarsa, muhakkak ki bir iftira ve apaçık bir günah yüklenir.

004.113) Allah'ın sana fazlı ve rahmeti olmasaydı, muhakkak ki onlardan bir taife seni saptırmaya yeltenmişti. Ancak kendilerini saptırırlar ve sana hiç zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi ve bilmediklerini öğretti. Allah'ın senin üzerindeki fazlı muazzamdır.

004.114-115) Sadakayı, marufu ya da insanların arasını düzeltmeyi emredenler hariç, gizli konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Kim Allah'ın rızasını isteyerek bunları yaparsa, ilerde ona muazzam bir ecir vereceğiz. Kim de kendisine hidayet beyan olduktan sonra, rasulden ayrılırsa ve müminlerden başkasının yoluna tabi olursa, onu yöneldiği yola döndürürüz ve cehenneme yaslarız. Ne kötü bir gidiş yeri.

004.116) Muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Dileyen kimse için bunun dışındakileri bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, muhakkak ki uzak sapıklıkta kalmıştır.

004.117) Allah'ın dışında yalnızca inâsı ve azgın/inatçı şeytanı yardıma çağırıyorlar.

004.118-122) Allah onu lanetledi. (Şeytan) dedi ki: "Muhakkak ki kullarından belirli bir nasip edineceğim, onları saptıracağım ve onlara kuruntu vereceğim. Onlara emredeceğim ve hayvanların kulaklarını dilecekler/kesecekler/yaracaklar. Onlara emredeceğim ve Allah'ın yaratışını değiştirecekler. Kim Allah'ın dışında şeytanı veli edinirse, apaçık bir şekilde hüsrana uğrar. Onlara vaat ve ümit verir. Şeytanın vaadi sadece aldatıcı bir vaaddir. Onların varacakları yer cehennemdir ve ordan kurtuluş çaresi bulamazlar. İman edip salih amel işleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada ebediyyen kalacaklar. Allah'ın vaadi haktır. Deyiş/söz olarak kim Allah'tan daha doğrudur?

004.123-124) Sizin kuruntularınıza ve ehli kitabın kuruntularına göre değildir. Kim kötülük yaparsa onun karşılığını/cezasını görür. Kendisine Allah'tan başka bir veli ve yardımcı bulamaz. Kadın olsun erkek olsun kim de mümin olarak bir salihât işlerse cennete girer ve zerre zulüm görmez.

004.125-126) Muhsin olarak yüzünü Allah'a teslim edip hanif olarak İbrahim'in milletine tabi olandan din olarak kim daha iyidir? Allah İbrahim'i halil edindi. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatmıştır.

004.127-130) Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki; onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor ve kendilerine yazılmış olanı vermediğiniz yetim kadınlar, evlenmeyi arzuladığınız kadınlar, mustazaf çocuklar ve yetimler konusunda adaleti ayakta tutmanız hakkında size okunan şeyler var. Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir. Karı-koca ilişkisi ve sulh. Çok eşlilikte kadınlar adalet konusu. Ayrılık halinde Allah'ın zenginleştirme vaadi.

004.131-134) Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Sizden önce kitap verilenlere ve size Allah'a karşı takva sahibi olmayı vasiyet ettik. Eğer kafirlik ederseniz, şüphesiz göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah Gani ve Hamid'dir. Allah vekil olarak yeter. Dilerse sizi giderir başkalarını getirir. Allah buna muktedirdir. Kim dünya sevabını/karşılığını isterse, dünyanın ve ahiretin sevabı Allah yanındadır. Allah işitici ve görücüdür.

004.135) Ey iman edenler. Kendiniz hakkında yahut ana-babanız ve akrabalarınız hakkında olsa bile adaleti ayakta tutan, Allah için şahitler olun. İster zengin ister fakir olsun Allah ikisine daha yakındır(evla). Adaletli olma konusunda hevaya tabi olmayın. Eğer dillerinizi eğip bükerseniz veya çekinirseniz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

004.136) Ey iman edenler. Allah'a, rasule, rasulüne indirdiği kitaba ve önceden indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, rasullerini ve ahiret gününü göz ardı ederse(küfür) uzak sapıklıkta kalmıştır.

Not: İlk bakışta ayetin iman edenleri iman etmeye çağırdığı görülüyor. Fakat Allah "Ey iman edenler." diye hitap ettiğinde, muhatabın mümin olduğunu onayladığını değil, "Ey iman ettiğini söyleyenler, madem bunu iddia ediyorsunuz, o zaman şunları şunları yapmalısınız." olarak anlıyorum.

004.137-138) İman eden sonra küfreden, sonra iman edip sonra küfreden, sonra küfürde ileri gidenleri Allah bağışlamayacak ve hidayet etmeyecek. Münafıkları elim bir azapla müjdele.

004.139) Müminlerin dışında kafirleri veli ediniyorlar. Onların yanında mı istiyorlar/umuyorlar izzeti. İzzet topluca Allah'ındır.

004.140) Muhakkak ki Allah size kitapta, Allah'ın ayetlerinin göz ardı edildiğini/örtüldüğünü(küfür) ve alay edildiğini duyduğunuzda, başka söze geçene kadar onlarla oturmayın diye indirdi. Öyle yaparsanız muhakkak ki onlar gibi olursunuz. Şüphesiz ki Allah münafıkları ve kafirleri topluca cehennemde toplayacaktır.

004.141-143) Münafık zihniyeti. Namaza kalktıklarında üşengeç olurlar ve insanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı az zikrederler.

004.144) Ey iman edenler. Müminlerin dışında kafirleri veli edinmeyin. Allah'a kendi hakkınızda apaçık bir sultan mı kılmak istiyorsunuz.

004.145-146) Muhakkak ki münafıklar ateşin en aşağı tabakasındadırlar ve onlara bir yardımcı da bulamazsın. Ancak, tevbe eden, ıslah olan, Allah'a sarılan ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesna. Bunlar müminlerle beraberdir. Allah müminlere muazzam bir ecir verecektir.

004.147) Şükreder ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne yapsın? Allah Şakir ve Alîm'dir.

25 Ekim 2014 Cumartesi

6. cüz

004.148) Zulme uğrayan hariç Allah kötü sözün açıklanmasını sevmez. Allah işiten ve bilendir.

004.149) Bir hayrı açıklarsanız veya gizlersiniz yahut bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz ki Allah affedici ve kudretlidir.

004.150-151) O kimseler; Allah’ı ve rasullerini göz ardı eden(küfür), Allah ile rasulleri arasını ayırmak isteyen, “Bazısına iman ederiz, bazısını göz ardı ederiz(küfür)” diyen ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenlerdir. İşte bunlar hakiki kafirlerdir. Kafirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.

004.152) Allah’a ve rasullerine iman eden ve onlardan hiç birisinin arasını ayırmayanlara ilerde ecirlerini vereceğiz. Allah bağışlayıcı ve merhametlidir.

004.153) Ehli kitap senden üzerlerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Muhakkak ki Musa’dan daha büyüğünü istediler ve dediler ki: “Bize Allah’ı açıkça göster.” Onları zulümleri sebebiyle yıldırım aldı. Sonra kendilerine beyyineler geldikten sonra danaya tutuldular ve bundan dolayı onları affettik. Musa’ya açık bir sultan verdik. Sözlerinden dolayı üzerlerine Tur’u yükselttik. Onlara dedik ki; kapıdan secde ederek girin ve sebte saygısızlık etmeyin. Ağır bir misak aldık onlardan.

004.154) İsrailoğulları’ndan alınan misak.

004.155-156) Sözlerinden dönmeleri ve Meryem’e iftira atmaları.

004.157-158) Dediler ki: “Şüphesiz ki biz Allah’ın rasulu ve Meryem’in oğlu’nu öldürdük.” Onu ne öldürdüler ne de astılar. Fakat onlara benzetme yapıldı. Onda ihtilaf içinde olanlar kuşku içindedirler. Ona dair hiçbir ilimleri yoktur, sadece zanna tabi olurlar. Onu kesin olarak öldürmediler. Aksine Allah onu kendine yükseltti. Allah Aziz ve Hakim’dir.

004.159) Ölümünden önce ona iman etmeyecek ehli kitap yoktur. Kıyamet günü onların üzerine şahit olacaktır.

004.160-161) Zulümleri, bir çoklarını Allah yolundan döndürmeleri, yasaklandığı halde faiz almaları ve insanların mallarını batıl olarak yemeleri sebebiyle kendilerine helal kılınmış olan hoş şeyleri Yahudilere haram ettik. Onlardan kafir olanlar için elim bir azap hazırladık.

004.162) Fakat onlardan;
·         İlimde derinleşenler,
·         Sana ve senden öncekilere indirilenlere iman eden müminler,
·         Namazı kılanlar,
·         Zekatı verenler,
·         Allah’a ve ahiret gününe iman edenler.
İşte onlara muazzam bir ecir vereceğiz.

004.163-165) Kendilerine vahiy gönderilen rasullerin sıralanması. Anlatılmayan diğer rasullerin de olduğunun bildirilmesi. Allah Musa ile kelime kelime konuştu. Rasuller uyarıcı ve müjdeci olarak, insanların Allah’a karşı kendilerinden sonra bir bahanesi(hüccet) olmasın diyedir. Allah Aziz ve Hakim’dir.

004.166) Fakat Allah sana indirdiği ile şahitlik ediyor, onu ilmiyle indirdi. Melekler de şahitlik ediyor. Allah şahit olarak yeter.

004.167-169) Kafir olup Allah’ın yolundan alıkoyanlar uzak sapıklıkta kaybolmuşlardır. Allah kafirleri ve zalimleri ne bağışlar ne de yola getirir. Ancak cehennemin yoluna getirir ve orada ebediyyen kalırlar. Bu Allah’a göre kolaydır.

004.170) Ey insanlar. Muhakkak ki size rabbinizden hak ile rasul geldi. Kendinizin hayrı için ona iman edin. Eğer küfrederseniz, göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Allah Alim ve Hakim’dir.

004.171) Ey ehli kitap. Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında hak olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih ancak Allah’ın rasulu, Meryem’e ilka ettiği kelimesi ve ondan bir ruhtur. Allah’A ve rasullerine iman edin. Üçtür demeyin, kendi hayrınıza bunu bitirin. Allah ancak tek ilahtır. O, bir çocuğu olmasından münezzehtir(sübhan olarak geçiyor). Göklerde ve yerde ne varsa onundur. Vekil olarak Allah yeter.

004.172) Allah’a kul olmaktan Mesih ve yakın melekler çekinmezler. Kim ona kulluktan çekinir ve kibirlenirse, o onları kendi huzurunda topluca haşredecektir.

004.173) İman edip salih amel işleyenlere gelince. Mükafatlarını kavuşturacak ve lütfundan artıracaktır. Kulluktan çekinip büyüklenenlere gelince, onlara elim bir azapla azap edecek ve onlar kendilerine Allah dışında bir veli ve bir yardımcı bulamayacaklar.

004.174-175) Ey insanlar. Muhakkak ki rabbinizden size bir burhan geldi ve size açık bir nur indirdik. Allah’a iman eden ve ona sarılanlara gelince, onları kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve doğru yola hidayet edecektir.

004.176) Miras hakkındaki ayetlere ilave fetva isteyenlere cevap.

* * *
005.Maide Suresi:

Bismillahirrahmanirrahim.

005.1) Ey iman edenler. Akitleri yerine getirin. İhramlı iken avı helal saymamanız ve ilerde size okunacaklar dışında size behime(ihtilaflı kelimeleri orijinal haliyle bırakıyorum) hayvanları helal kılındı. Allah dilediği hükmü verir.

005.2) Ey iman edenler. Allah’ın şeâirine(sembollerine), haram aya, hedy(kurbanlık olarak biliniyor)e, kalâid(gerdanlık olarak biliniyor)e ve rablerinin lütfunu ve rızasını isteyerek beyt-i haramın güvenliğine gelenlere hürmetsizlik etmeyin(helal saymayın). İhramdan çıkınca avlanın. Sizi mescidi haramdan alıkoyan kavim kine sevk etmesin sizi. İyilik(birr) ve takvada yardımlaşın. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah Şedid-ül ikâb’dır.

005.3) Haramların sayılması. Bugün kafirler dininizden ümitsizliğe düştü, bu sebeple onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim ve üzerinize olan nimetimi tamamladım. Din olarak sizin için İslam’a razı oldum.

005.4-5) Hoş(Tayyib) olanların helal kılınması. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size, sizin yiyecekleriniz de onlara helal kılındı. Av hakkında hükümler. Mümin kadınların ve kendilerine kitap verilenlerden olan kadınların nikahlanması konusu. Kim imanı göz ardı ederse(küfür) kesinlikle ameli boşa gitmiştir. Ahirette de hüsrana uğrar.

004.6) Ey iman edenler. Namaza kalktığınızda; yıkayın: yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi. Mesh edin: başlarınızı ve iki topuğa kadar ayaklarınızı. Eğer cünüpseniz temizlenin. Eğer hasta iseniz veya seferde iseniz veya sizden biri ğâit(tuvalet deniyor)den geldi ise veya kadınlara dokunduysanız ve su bulamadıysanız, tayyip bir toprağa teyemmüm edin: yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Böylelikle şükredersiniz.

Not: Abdestin zamanı namaza kalkılan vakittir. Yani her namaza kalkışta abdest almak gerekir. Abdestin şekli ise, ayette apaçık belirtildiği gibi, yüzlerin ve dirseklere kadar ellerin yıkanması, başın ve her iki yanındaki çıkıntılara kadar ayağın mesh edilmesidir. Allah “ve” bağlacını itinalı bir şekilde kullanarak gerekli ayrımı yapmışken, bu ayrıma itaat etmek yerine harf-i cer alan ve almayan kelimelere göre bir ayrıma gidip, sondaki ayak mesh etme ibaresini baş taraftaki yıkanacak uzuvlar kısmına aktarma çabaları sonucu toplumda ayağın yıkanması adeti süregelmiştir.

005.7) Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “İşittik ve itaat ettik.” dediğiniz zaman sizi bağladığı misakını hatırlayın(zikir). Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah göğüslerin özünü bilir.

005.8) Ey iman edenler. Allah için adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun. O takvaya en yakın olandır. Allah’a karşı takva sahibi olun. Şüphesiz o yaptıklarınızdan haberdardır.

005.9-10) Allah, iman edip salih amel işleyenlere, onlar için mağfiret ve muazzam bir ecir olduğu vaadinde bulundu. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise cehennem ehlidir.

005.11) Ey iman edenler. Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın/hatırlayın. Bir kavim size el uzatmaya yeltenmişti de ellerini sizden men etmişti. Allah’a karşı takva sahibi olun ve müminler Allah’a tevekkül etsinler.

005.12) İsrailoğulları’ndan alınan misak ve içlerinden 12 nakib meydana getirilmesi.
Allah onlara dedi ki:
·         Muhakkak ki ben sizinle beraberim.
·         Namazı kılarsanız,
·         Zekatı verirseniz,
·         Rasullerime iman edip onlara yardım ederseniz,
·         Allah’a güzel bir borç verirseniz,
Kötülüklerinizi örterim ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim göz ardı ederse, muhakkak ki düz yolda kaybolmuş olur.

005.13) Verdikleri misakı bozdukları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdır. Kelimeleri yerlerinden tahrif ediyorlar. Uyarıldıkları şeylerden haz almayı unuttular. Azı haricinde onların bitmez tükenmez ihanetlerine maruz kalırsın.  Onları affet ve aldırma onlara. Muhakkak ki Allah muhsinleri sever.

005.14) Biz Hristiyanız diyenlerden de misak aldık ve onlar da uyarıldıkları şeylerden haz almayı unuttular. Aralarına kıyamete kadar düşmanlık ve kin bıraktık. Onların ürettiklerini Allah ilerde kendilerine haber verecek.

Not: Ali İmran Suresi 19. ayetten sonraki notta “Allah kitapta Hristiyanlık'tan, Musevilik'ten ve başka dinlerden bahseder ama, bunları onayladığı anlamına gelmez.” demiştik. Bu ayette Allah açıkça; “biz Hristiyanız diyenler” ifadesini kullanmış.    

005.15-16) Ey  ehli kitap. Muhakkak ki size bir rasulumuz geldi. Kitaptan gizlediklerinizin çoğunu beyan ediyor ve çoğunu da affediyor. Muhakkak ki size Allah’tan bir nur ve açık bir kitap geldi. Allah bununlar, rızasına tabi olanları selamet yollarına hidayet eder, izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve sıratı müstakime hidayet eder.

005.17) Muhakkak ki; Allah Meryem oğlu Mesih’tir diyenler kafir olmuştur. De ki: “Allah, Meryem oğlu İsa Mesih’i, anasını ve yeryüzünde kim varsa hepsini helak etmek istese kim engel olabilir?” Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye kadirdir.

005.18) Yahudiler ve Hristiyanlar dediler ki:  “Biz Allah’ın oğulları ve sevdikleriyiz.” De ki: “Peki o zaman niye size günahlarınız sebebiyle azap ediyor?” Aksine siz yaratılmışlardan bir beşersiniz. Dileyeni bağışlar, dileyene azap eder.

005.19) Ey ehli kitap. Muhakkak ki, “Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi.” dersiniz diye rasullerin fetretinde size beyan eden rasulumuz geldi. İşte size müjdeci ve uyarıcı geldi. Allah her şeye kadirdir.

005.20-26) Kıssa. Musa kavmine, Allah’ın size yazdığı mukaddes topraklara girin dedi. Orda cabbarlar/zorbalar var, onlar oradan çıkmadıkça girmeyiz dediler. Nasıl gireceklerinin tarif edilmesi üzerine dediler ki: “Ey Musa, onlar orda oldukça asla girmeyeceğiz. Sen ve rabbin gidin ve savaşın. Biz burada oturuyoruz.” Musa dedi ki: “Rabbim, kendimden ve kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Bu fasık kavimle bizim aramızı ayır.” Orası onlara 40 yıl haram kılındı.

005.27-32) Adem as’ın iki oğlunun (Habil-Kabil) kıssası.

005.33-34) Allah ve rasulu ile savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk için çalışanların cezası ancak öldürülmeleri veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının hilafından kesilmesi veya yerlerinden sürülmeleridir. Bu onlara dünyadaki zillettir ve ahirette onlara muazzam bir azap vardır. Elinize geçmeden önce tevbe edenler hariç. Biliniz ki Allah bağışlayan ve merhametlidir.

005.35) Ey iman edenler. Allah’a karşı takva sahibi olun, O’na bir vesile isteyin ve yolunda cihad edin ki böylelikle kurtuluşa erersiniz.

005.36-37) Bütün yeryüzü ve bir o kadarı daha kafirlerin olsa ve kıyamet gününün azabından kurtuluş fidyesi olarak vermek isteseler, onlardan kabul edilmez. Onlara elim bir azap vardır. Ateşten çıkmak isterler ve ondan çıkamazlar. Sürekli bir azap vardır onlara.

005.38-39) Kazandıklarının cezası olarak ve Allah’tan nekâl olarak(sözlükte zayıf ve aciz düşürücü ceza, kayıt altına alma, zincire vurma, dizginleme olarak geçiyor) hırsızlık eden erkeğin ve kadının ellerini kesin. Allah Aziz ve Hakîm’dir. Kim zulmünün arkasından tevbe edip(yönelip) ıslah olursa, muhakkak ki Allah da ona tevbe eder(yönelir). Allah bağışlayıcı ve merhametlidir.

005.40) Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dileyene azap eder, dileyeni bağışlar. Allah her şeye gücü yetendir.

005.41-42) Ey rasul. Dilleri ile “İman ettik.” deyip, kalpleri iman etmemiş olanların küfürde yarış etmeleri seni üzmesin. Ve Yahudilerden(Yahudi mantığına sahip olanlardan), yalancılık etmek için ve sana gelmeyen başka bir kavim için dinleyenler, kelimeleri yerlerinden tahrif edenler ve “Size eğer bu verilirse tutun, verilmezse sakının.” diyenler seni üzmesin. Allah kimi imtihan etmek isterse, onun için Allah’tan hiçbir şeye sahip olamazsın. Onlar Allah’ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlara dünyada zillet, ahirette de muazzam azap vardır. Yalancılık için dinlerler, haram yerler. Eğer sana gelirlerse, aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiç zarar veremezler. Eğer hükmedersen, aralarında adaletle hükmet. Allah adaletli olanları sever.

005.43)  İçinde Allah’ın hükmü olan Tevrat yanlarında olduğu halde nasıl senden hüküm vermeni istiyorlar? Sonra bunun arkasından yüz çeviriyorlar. Onlar mümin değildirler.

Not: Kuran’dan önce inen kitapların tahrif edildiğini ve hükmünün ortadan kalktığını iddia edenlerin üzerinde düşünmesi gereken bir ayet.

005.44-50) Tevrat, İncil ve Kuran(Allah’ın indirdiği) ile hükmetmeyenlerin kafir, zalim ve fasık olduğunun bildirilmesi. Tevrat’ın indirilmesi ve Müslüman nebilerin, rabbanilerin ve ahbârın onunla hükmetmesi. Tevrat’taki kısas hükümleri ve bu hakkı tasadduk etmenin kefaret olacağı. Onların eserleri üzerine Meryem oğlu İsa’nın Tevrrat’tan ellerinde olanı tasdik etmek için gönderilmesi. İsa as’a İncil’in verilmesi. İncil ehlinin onda indirilen hükümlerle hükmetmesinin istenmesi. Muhammed as’a da kitaptan onun elinde olanı tasdik etmek üzere kitap indirilmesi.  
·         İnsanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir bedel ile değişmeyin.
·         Sana gelen haktan sonra onların hevasına uyma. Allah’ın sana indirdiği şeylerin bazıları konusunda seni fitneye düşürmeleri konusunda onlara karşı dikkatli ol.
·         Yüz çevirirlerse bil ki Allah onları bazı günahları sebebiyle musibete uğratmak istiyor.
·         İnsanların çoğu fasıktır.
·         Her biriniz için bir şeriat ve menhec kıldık.
·         Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerle sizi imtihan etmek için böyle yapmadı. O halde hayırlarda yarışın.
·         Cahiliyet hükmünü mü istiyorlar? Yakin mertebesindeki bir kavim için, hüküm olarak Allah’tan daha iyi olan kimdir?

005.51) Ey iman edenler. Yahudileri ve Hristiyanları veliler edinmeyin. Bazısı bazısının velisidir. Kim onları veli edinirse, o da onlardandır. Allah zalim kavme hidayet etmez.

005.52-55) Kalplerinde hastalık olanların, onların aralarında koşturduklarını görürsün ve derler ki “Bize bir dairenin isabet etmesinden korkuyoruz.” Allah’ın bir fetih veya yanından bir emir getirmesi umulur ki içlerinde gizlediklerinden dolayı pişman hale dönüşsünler. İman edenler derler ki: “Bütün güleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mı?” Muhakkak ki onlar sizinle beraberdir. Amelleri boşa gitti ve hüsran eder hale dönüştüler. Ey iman edenler. İçinizden kim mürted olursa Allah bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da onu. Müminlere karşı ezgin, kafirlere karşı izzet sahibidirler. Allah yolunda cihad ederler ve kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın fazlıdır ve onu dileyene verir. Allah bolluğa sahip olan ve bilendir. Sizin veliniz ancak Allah, Allah rasulu ve namazı kılan, zekatı veren ve rüku eden müminlerdir.

005.56) Kim Allah’tan, Allah’ın rasulunden ve iman edenlerden yüz çevirirse/onları veli edinirse muhakkak ki Allah’ın hizbi galip olanlardır.

005.57-58) Ey iman edenler. Sizden önce kitap verilenlerden ve kafirlerden dininizle oyun oynayan ve alay edenleri veliler edinmeyin. Müminseniz Allah’a karşı takva sahibi olun. Namaza çağrıldığınızda onu oyun ve eğlence edinirler. Akıllarını kullanmadıkları için böyle yaparlar.

005-59-60) De ki:
·         Ey ehli kitap. Bize olan hıncınızın/intikam duygunuzu sebebi sadece bizim Allah’a, bize inene ve önceden inmiş olanlara iman etmemiz mi?
·         Muhakkak ki çoğunuz fasıksınız.
·         Allah yanında musibet olarak bundan daha şerlisini haber vereyim mi? Allah kime lanet eder ve gazaplarınsa, onlardan maymunlar, domuzlar ve taguta kulluk edenler meydana getirir. Onlar mekan olarak en şerliler ve düz yolda kaybolmuş olanlardır.

005-61-64) Münafık ve Yahudi zihniyetleri. Rabbaniler ve ahbarın alıkoyma sorumluluğu.

005.65-66) Eğer ehli kitap iman edip takva sahibi olsaydı, kötülüklerini örter ve onları naim cennetlerine sokardık. Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve rablerinden kendilerine ne indirildiyse uygulasalardı, muhakkak ki üstlerinden ve ayaklarının altından yerlerdi. Onlardan muktesid(iyiliği hedefleyen) bir ümmet vardır ve onlardan çoğunluğu ne kötü işler yapıyorlar.

005.67) Ey rasul. Sana rabbinden ne indirildiyse tebliğ et. Eğer yapmazsan, risaletini ulaştırmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz ki Allah kafir kavme hidayet etmez.

005.68) De ki: “Ey ehli kitap. Tevrat’ı, İncil’i ve rabbinizden size ne indirildiyse onu uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz. Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Kafir kavim için üzülme.

005.69) Şüphesiz iman edenlerden, Yahudilerden, Sâbiilerden ve Hristiyanlardan kim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih amel işlerse, onlara korku ve hüzün yoktur.

005.70-71) İsrailoğullarından alınan misak, verilen nimetler ve onların zihniyeti.

005-72-75) Allah Meryem oğlu Mesih’tir diyenler muhakkak ki kafir oldu. Mesih dedi ki: “Ey İsrailoğulları. Benim ve sizin rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a şirk koşarsa Allah ona cenneti haram etmiştir ve varacağı yer ateştir. Zalimlerin yardımcısı yoktur.” Allah üçün üçüncüsüdür diyenler de muhakkak kafir oldu. Bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Eğer bu söylediklerini bitirmezlerse, kendi içlerinden onlara elim bir azap dokunacaktır. Allah’a tevbe edip istiğfar etmezler mi? Allah bağışlayıcı ve merhametlidir. Meryem oğlu Mesih rasulden başka bir şey değildir. Muhakkak ki ondan önce rasuller geldi geçti. Annesi sıddıkadır(doğrucu). İkisi de yemek yerlerdi. Bak nasıl beyan ediyoruz onlara ayetleri sonra bak nasıl çevriliyorlar.

005-76) De ki: “Allah’ın dışında, size bir zararı ve yararı olmayan şeylere mi kulluk ediyorsunuz? Allah işiten ve bilendir.”

005.77) De ki: “Ey ehli kitap. Haksız yere dininizde taşkınlık yapmayın. Bir kavmin hevasına tabi olmayın ki onlar sapmış, bir çoklarını saptırmış ve düz yolda kaybolmuşlardır.

005.78-79) İsrailoğullarından kafir olanlar, Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lanetlendi. Bu onların isyanları ve alışkanlık haline getirmeleri sebebiyle oldu. Yaptıkları münkerden vazgeçmezlerdi.

005.80) Onlardan çoğunun kafirleri veli edindiklerini görürsün. Kendi kendilerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazap etti ve azapta kalıcıdırlar.

005.81) Allah’a, nebilere ve ona indirilenlere iman etselerdi, onları veli edinmezlerdi fakat onların çoğu fasıktır.


005.82) İman edenlere düşmanlık bakımından insanların en şiddetlisini Yahudiler ve şirk koşanlar olarak bulursun. Müminlere meveddet bakımından en yakınlarını da “Biz Hristiyanız.” diyenler olarak bulursun. Onların içinde keşişler ve ruhbanlar olması ve kibirlenmemeleri dolayısıyla bu böyledir.

24 Ekim 2014 Cuma

7. cüz

7. cüz

005.83-84) Peygambere indirileni duydukları zaman gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün. Hakkı bildikleri için böyledir. Derler ki: “Rabbimiz, iman ettik ve bizi şahitlerle beraber yaz. Bize ne oluyor ki, rabbimizin bizi salihlerin içine katmasını umut ederken Allah’a ve bize haktan gelene iman etmeyelim?”

005.85-86) Dedikleri sebebiyle Allah onlara karşılıklarını, orada kalıcı olmak üzere altlarından nehirler akan cennetler olarak verdi. Bu muhsinlerin karşılığıdır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş ehlidirler.

005.87-88) Ey iman edenler. Allah’ın sizin için helal kıldığı hoş şeyleri haram kılmayın ve alışkanlık haline getirmeyin. Allah kötü alışkanlık sahiplerini/aşırı gidenleri sevmez. Allah’ın size verdiği rızıklardan helal ve hoş olarak yiyin. İman ettiğiniz Allah’a karşı takva sahibi olun.

005.89) Yemin ve kefareti.

005.90-92) İçki ve kumar ve şeytanın taktiği.

005.94) Gaybdan korkanlar için imtihan.

005.95) İhramda iken av.

005.96) Deniz avı.

005.97) Kabe, Beyt-i Haram ve sembollerin önemi.

005.99) Rasulun görevi.

005.100) Habis olanın çokluğu seni etkilese bile, habis olan hoş olanla bir olmaz. Ey ulul elbab. Allah’a karşı takva sahibi olun. Böylelikle kurtuluşa erersiniz.

005.101-102) Soru sorma adabı.

005.104) Allah’ın indirdiğine ve rasule gelin denilince, “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz bize yeter.” Dediler. Ataları bir şeye akıl erdiremediyse ve doğru yolu bulamadıysa?

005.105) Ey iman edenler, kendi kendinizin üzerinesiniz(Allah-u alem, kendi kendinizden sorumlusunuz). Hidayet olunursanız, saptırıcılar size zarar veremez. Dönüşünüz topluca Allah’adır ve yaptıklarınızı size haber verecek.

005.106-108) Ölüm anında vasiyet. Akraba bile olsa dürüstlük.

005.109) Allah rasulleri topladığı gün sorar: “Size ne cevap verildi?” Derler ki: “Bizde ilim yok. Şüphesiz ki sen gaypları bilirsin.”

005.110) Allah’ın İsa as’a olan nimetlerini hatırlatması.

005.111-115) Maide/sofra kıssası.
·         Bana ve rasulume iman edin diye havarilere vahyettiğimde dediler ki: “İman ettik, bizim Müslüman olduğumuza şahit ol.”
·         Havariler; “Ey Meryem oğlu İsa. Rabbinin bize gökten sofra indirmeye gücü yeter mi?” dediğinde, dedi ki: “Eğer mümin iseniz Allah’a karşı takva sahibi olun.”
·         Dediler ki: “Ondan yemek istiyoruz. Kalplerimizin mutmain olmasını istiyoruz. Bize doğru söylediğini bilmek istiyoruz ve ona şahit olanlardan olmak istiyoruz.”
·         Meryem oğlu İsa dedi ki: “Allahım, rabbimiz. Bize gökten bir sofra indir, öncemize ve sonramıza bir bayram olsun ve senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.”
·         Allah dedi ki: “Muhakkak ki ben onu sizin üzerinize indiriciyim. Sizden sonra/sonra sizden kim kafirlik ederse, alemlerden kimseye etmediğim azabı ona ederim.”

005.116-120) Allah’ın İsa as. ile diyaloğu. “Beni ve annemi Allah dışında iki ilah edinin diye sen mi dedin?” diye sorması ve İsa as’ın cevabı. Allah’ın: “Bu, doğruları doğruluklarının fayda verdiği gündür.” diye cevap vermesi.

* * *

006.Enam Suresi:

Bismillahirrahmanirrahim.

006.1)  Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve nuru var eden Allah’a mahsustur.

006.2) Yaratılış ve ecel.

006.3) O gökte de yerde de Allah’tır. Sırları da bilir, açığa vurulanları da. Kazandıklarınızı da bilir.

006.4-5) Rablerinin ayetlerinden, yüz çevirmiş olmadıkları bir ayet gelmiyor. Muhakkak ki kendilerine geldiğinde hakkı yalanladılar. İlerde onlara, alaya aldıkları şeylerin haberleri gelecek.

006.6) Önceki nesillerin ve onlara verilenlerin anlatılması.

006.7-8) Eğer sana kitabı kağıda yazılmış şekilde indirseydik ve onu elleriyle tutsalardı muhakkak kafirler derlerdi ki: “Muhakkak ki bu açık bir sihirden başka bir şey değildir.” Dediler ki: “Üzerine melek indirilseydi ya.” Eğer bir melek indirseydik, muhakkak ki iş halledilmiş olurdu sonra onlara göz açtırılmazdı.

006.14) De ki: “Göklerin ve yerin Fâtır’ı (çatlatan, uzunlamasına yaran gibi manalara gelir. Genel olarak yaratan manası verilir) olan Allah’tan başka bir veli mi edineceğim. O besler/yedirir ve beslenmez/yedirilmez. Muhakkak ki ben teslim olanların ilki olmakla emrolundum.” Sakın müşriklerden olma.

006.15-16) De ki: “Muhakkak ki ben, rabbime isyan edersem azametli bir günün azabından korkarım.” O gün kimden azap savuşturulursa, ona rahmet etmiştir. Açık kurtuluş budur.

006.17) Allah sana bir zarar dokundurursa, o zararı O’ndan başka açacak yoktur. Eğer sana bir hayır dokundurursa, O her şeye kâdirdir.

006.18) O kullarının üstünde Kâhir olandır. Hakîm ve Habîr’dir.

006.19) De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür? Allah benimle sizin aranızda şahittir. Bana bu Kuran vahyolunuyor ki, sizi ve kime ulaşırsa onu uyarayım. Siz gerçekten Allah ile beraber başka ilahlara şehadet ediyor musunuz? Ben şehadet etmem. Ancak o bir tek ilahtır. Muhakkak ki ben şirk koştuklarınızdan beriyim.”

006.20) Kendilerine kitap verdiklerimiz onu oğullarını tanır gibi tanırlar. Onlar ki hüsrana uğradılar ve iman etmezler.

006.21) Allah’a iftira atandan veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Muhakkak ki zalimler iflah olmaz.

006.22-24) O gün onların hepsini toplayıp sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki; “Nerede iddia ettiğiniz şerikler?” Sonra “Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki müşriklerden değildik.” demekten başka bir fitneleri olmaz. Bak kendileri hakkında nasıl yalan söylediler ve uydurdukları şeyler onlardan kayboldu gitti.

006.25-26) Onlardan seni dinleyen kimseler vardır. Onu anlamamaları için kalplerine bir örtü ve kulaklarına ağırlık koyduk. Bütün ayetleri de görseler ona iman etmezler. Sana geldiklerine seninle mücadele ederler. Kafirler derler ki: “Muhakkak bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” Hem ondan alıkoyarlar hem de ondan uzaklaşırlar. Muhakkak ki sadece kendilerini helak ediyorlar ve farkında değiller.

006.27-28) Ateşin üzerinde durdurulduklarını ve “Keşke geri döndürülsek ve rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden olsak.” dediklerini görsen. Aksine önceden gizledikleri karşılarına çıktı. Eğer geri döndürülseler alıkonuldukları şeylere geri dönerlerdi. Muhakkak ki onlar yalancıdırlar.

Not: Azap sebebiyle iman ettikleri için, azap kalkarsa iman da gider. Dünya hayatının yaratılış sebebi imtihan olduğundan ve işlenilen kötü amellerin karşılığının sonra görülecek olmasından dolayı insanların çoğunluğu iman etmez. Gerçek müminler ise azap sebebiyle değil, Allah’ı tanıdıkları(marifetullah) ve dünyadan vazgeçtikleri için Allah’a iman ederler/güvenirler.

006.29) Dediler ki: “Hayat sadece dünya hayatımızdan ibarettir ve diriltilecek değiliz.”

006.30-31) Kıyametin tasviri.

006.32) Dünya hayatı bir oyun ve bir eğlenceden başka bir şey değildir. Takva sahipleri için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Akletmeyecek misiniz?

006.33) Muhakkak ki onların söylediklerinin seni üzdüğünü biliyoruz. Onlar seni yalanlamıyorlar, fakat zalimler Allah ayetleri ile cihad ediyorlar.

006.34) Andolsun ki senden önceki rasuller de yalanlandılar ve bu sebeple yalanlamalarına ve eziyetlerine sabrettiler. Ta ki yardımımız gelene kadar. Allah’ın kelimelerini değiştirecek yoktur. Muhakkak ki rasullerin haberleri sana geldi.

006.35-36) Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa o zaman gücün yetiyorsa yere bir baca veya göğe bir merdiven iste ve onlara bir ayet getir. Eğer Allah dileseydi onları hidayet üzere toplardı. Cahillerden olma. Sadece dinleyenler davete icabet ederler. Ölülere gelince, Allah onları diriltir ve sonra O’na dönerler.

006.37) Dediler ki: “Ona rabbinden bir ayet indirilse ya!” De ki: “Şüphesiz ki Allah ayet indirmeye kâdirdir.” Fakat onların çoğu bilmezler.

006.38) Yeryüzünde hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi ümmetler olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi tefrit etmedik. Sonra rablerinin huzurunda haşrolunurlar.

006.39) Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içindeki sağır ve dilsizdirler. Allah kimi dilerse sapıklıkta terk eder. Kimi dilerse de sıratı müstakime koyar.

006.40-41) De ki: “Görüşünüz ne? Eğer Allah’ın azabı veya saat(kıyamet) size gelirse Allah’tan başkasına mı dua edersiniz/yardıma çağırırsınız? Eğer sadıklardansanız. Aksine sadece onu yardıma çağırırsınız. Yardım istediğiniz şeyi dilerse üzerinizden kaldırır ve şirk koştuklarınızı unutursunuz. 

006.42-45) Andolsun senden önce ümmetlere rasuller gönderdik ve böylece onları sıkıntılarla ve zararlarla yakaladık ki böylelikle yalvarırlar. Onlara sıkıntılarımız geldiğinde bari yalvarsalardı. Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki kendilerine yapılan hatırlatmaları unuttular, o zaman üzerlerine her şeyin kapısını açtık. Kendilerine verilenlerle sevindiler ve nihayet onları ümitsizlik esnasında ansızın yakaladık. Zalim kavmin kökü kesildi. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.

006.46-47) Allah’tan başka ilah edinmememiz için verilen misaller.

006.48) Rasullerin gönderilme sebebi ancak müjdeci ve uyarıcı olmalarıdır.

006.50) De ki:
·         Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum.
·         Gaybı bilmem.
·         Ben bir meleğim demiyorum size.
·         Muhakkak ki sadece bana vahyedilene tabi olurum.
Kör ile gören bir olur mu? Tefekkür etmez misiniz?

006.51) Rablerinin huzurunda toplanacaklarından dolayı korku içinde olanları onunla uyar. O’ndan başka ne bir veli ne de bir şefaatçi vardır. Böylelikle onlar takva sahibi olurlar.

006.52) Sabah-akşam onun yüzünü isteyerek rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok. Onları kovup zalimlerden olursun.

006.53) Biz onlardan bazısını bazısı ile imtihan ettik(fitne) ki; “Allah aramızdan bunlara mı nimet verdi?” desinler. Allah şükredenleri bilen değil midir?

006.54) Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde de ki: “Selam üzerinize olsun. Allah kendine rahmeti yazdı. İçinizden kim cehalet ile kötülük işler de sonra arkasından tevbe eder ve ıslah olursa, muhakkak ki o bağışlayıcı ve merhametlidir.”

006.55) Böylece ayetlerimizi ayrıntılı olarak anlatıyoruz ki mücrimlerin/suçluların yolu açığa çıksın.

006.56-58) De ki: “Ben, sizin Allah’tan başka yardıma çağırdıklarınıza kulluk etmekten nehy edildim. Hevanıza tabi olmam. Öyle olursa muhakkak ki sapıklıkta kaybolurum ve hidayette olanlardan olmam. Muhakkak ki ben rabbimden bir beyyine üzereyim ve siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey bende değildir. Muhakkak ki hüküm yalnızca Allah’ındır. Hakkı anlatır ve ayrıntılı anlatanların en hayırlısıdır. Eğer acele istediğiniz benim yanımda olsaydı, sizinle benim aramda iş halledilmiş olurdu. Allah zalimleri bilir.”

006.59) Gaybın anahtarları onun yanındadır, onları sadece o bilir. Karada ve denizde ne varsa o bilir. Bir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında bir tane olmasın ki o bilmesin. Ne bir yaş ne de bir kuru yoktur ki açık bir kitapta bulunmasın.

006.60) O ki, sizi geceleyin vefat ettirir ve gündüz kazandıklarınızı bilir. Sonra sizi onun içinde diriltir ki belirlenmiş ecel tamamlansın. Sonra dönüşünüz onadır, sonra yapmakta olduklarınızı size haber verir.

006.61-62) O kulları üzerinde Kahhar’dır. Üzerinize koruyucular gönderir. Sonunda sizden birine ölüm geldiği zaman rasullerimiz onu vefat ettirir ve fazlalık-eksiklik yapmazlar. Sonra hak Mevlalarına döndürülürler. Dikkat edin hüküm onundur ve o hesap görenlerin en hızlısıdır.

006.63-64) Sıkıntı anında dua ve kurtulunca şirk koşma.

006.66-67) O hak iken senin kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben sizin üzerinize vekil değilim. Her haberin bir kararlaştırılmış vakti vardır ve ilerde bilirsiniz.”

006.68-69) Ayetlerimizde dalanları(olumsuz manada olsa gerek) gördüğünde başka söze dalana kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra zalimler kavmi ile birlikte oturma. Takva sahiplerine onların hesabından hiçbir şey düşmez. Fakat bir hatırlatmadır ki böylelikle takva sahibi olurlar.   

006.70) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseleri bırak. Kazandıklarından dolayı kişinin yakayı ele vereceğini hatırlat. Onun için Allah’tan başka bir veli ve şefaatçi yoktur. Bütün fidyeyi verse bile ondan alınmaz. Onlar kazandıklarından dolayı yakayı ele verdiler. Kafirliklerinden dolayı onlara kaynar sudan bir içecek ve elim bir azap vardır.

006.71) De ki: “Allah dışında, bize faydası ve zararı olmayan şeyleri yardıma çağırır mıyız? Allah bize hidayet ettikten sonra, onu “bize gel” diyerek hidayete çağıran arkadaşları varken şeytanların ayarttığı ve yeryüzünde şaşkın bıraktığı kimseler gibi gerisin geri döner miyiz? Hidayet, Allah’ın gösterdiği doğru yoldur. Alemlerin rabbine teslim olmakla emrolunduk.”

006.72) Namazı kılın ve O’na karşı takva sahibi olun. Huzurunda haşrolacağınız odur.

006.73) Allah’a ait özellikler.

006.74-75) İbrahim as’ın babasıyla diyaloğu. İbrahim, babası Azer’e dedi: “Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Muhakkak ki ben seni ve kavmini açık bir dalalet(sapıklık) içinde görüyorum. Böylece göklerin ve yerin melekûtunu gösterdik. Yakine erenlerden olsun diye.

006.76-79) Gece üzerini örtünce bir yıldız gördü. Dedi ki: “Bu rabbimdir.” O batınca dedi ki: “Ben batanları sevmem.” Doğman üzereyken ayı görünce dedi ki: “Bu rabbimdir.” O batınca dedi ki: “Eğer rabbim bana hidayet etmezse, muhakkak ki sapık kavimden olurum.” Doğmak üzereyken güneşi görünce dedi ki: “Bu rabbimdir. Bu en büyüğü.” O batınca dedi ki: “Ey kavmim, ben şirk koştuklarınızdan beriyim. Ben hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yoktan var edene(fatır) döndüm ve ben müşriklerden değilim.”

006.80-81) Kavmi onunla tartıştı. Dedi ki: “Benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz. Muhakkak ki o bana hidayet etti. Rabbimin bir şey dilemesi hariç, ben sizin O’na şirk koştuğunuz şeylerden korkmam. Rabbim her şeyi ilimce kuşatmıştır. Hatırınıza getirmez misiniz? Siz Allah’a şirk koşmaktan korkmazken, be şirk koştuğunuz Allah’ın size bir sultan indirmediği şeylerden nasıl korkarım? Eğer biliyorsanız, bu iki gruptan hangisi emniyete daha layıktır?

006.82) İman edip imanlarına zulüm karıştırmayanlar içindir emniyet ve onlar hidayet edilenlerdir.

006.83-90) İbrahim as’a verilen hüccet. İbrahim as’a, diğer rasullere ve onların atalarından, zürriyetlerinden ve kardeşlerinden bazısına bahşedilenler. Eğer şirk koşmuş olsalardı, muhakkak ki yaptıkları boşa giderdi.

006.91) “Allah insanlığa hiçbir şey indirmedi” derken Allah’ı gereği gibi takdir(kadera=ölçtü) edemediler. Musa’nın insanlara bir nur ve bir hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Onu kağıt haline getiriyorsunuz, ortaya çıkarıyorsunuz ve çoğunu gizliyorsunuz. Sizin ve atalarınızın bilmediğiniz şeyler size öğretildi. Allah de ve bırak daldıkları şeylerde oynasın dursunlar.

006.92) Ve indirdiğimiz bu mübarek kitap ki elindekini onaylayıcı ve Ummul-kurâ ve çevresindekileri uyarsın diyedir. Ahirete iman edenler ona iman ederler. Onlar namazlarını muhafaza ederler.

006.93) Allah’a iftira edenden, yahut kendisine bir şey vahyolunmamışken “Bana vahiy geliyor. Allah’ın indirdiği şey gibi ben de indireceğim.”  diyenden daha zalim kim olabilir?

006.94) Andolsun ki, sizi ilk yarattığımız gibi bireysel olarak bize geldiniz ve size verdiklerimizi arkanızda bıraktınız. Sizinle ortaklar olduğunu iddia ettiğiniz şefaatçilerinizi sizinle beraber göremiyoruz. Andolsun aranız kesildi. İddia ettiğiniz şeyler sizden kaybolup gitti.

006.95-99) Allah’ın özellikleri ve insanlara verdiği nimetler.

006.100-101) Cinleri Allah’a ortaklar tuttular. Halbuki onları O yarattı. İlimsizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Nitelendirmelerinden yüce ve münezzehtir. Her şeyin örneksiz yaratıcısı iken ve ona bir eş-arkadaş yokken nasıl çocuğu olabilir?

006.103-104) Basiretler onu idrak edemez, O basiretleri idrak eder. Muhakkak ki size rabbinizden basiretler geldi. Kim basiretli olursa kendinedir. Kim de körlük ederse kendinedir. Ben üzerinize koruyucu değilim.

006.105) Ayetleri böylesine sarf ediyoruz ki, “Dersini almışsın.” desinler ve bilen bir kavim için onu beyan edelim.

006.106-107) Rabbinden sana ne vahyediliyorsa ona tabi ol. Allah’tan başka ilah yoktur. Müşriklerden yüz çevir. Allah dileseydi onlar şirk koşmazlardı. Seni onların üzerine muhafız olarak göndermedik. Sen onlara vekil değilsin.

006.108) Allah’tan başkasını yardıma çağıranlara sövmeyin. Öyle yaparsanız ilimsizce ve düşmanlık ederek onlar da Allah’a söverler. Bu şekilde her ümmete amellerini süsledik, sonra rablerine dönücüdürler ve yaptıklarını onlara haber verir.


006.109-110) Olanca güçleriyle, kendilerine bir ayet gelirse ona iman edeceklerine dair yemin ettiler. De ki: “Ayetler ancak Allah’ın yanındadır ve geldiklerine size hissettirmez.” İman etmezler. Gönüllerini ve görüşlerini evirir çeviririz, tıpkı ilk defa iman etmedikleri gibi. Azgınlıklarında bırakırız ve bocalarlar.